Gençlerbirliği'nde oturan başkan Arda Çakmak'ın ifşa ettiği prim düzeninin bilançosu da belli oldu. Çakmak'a göre kendisinden önceki yönetim, koltuğu devrederken arkasında 100 milyon TL'yi aşkın ödeme borcu bıraktı.
Prime var, kulübün geleceğine yok
Tablonun ironisine bakın: Deplasmanda kaybedilen Galatasaray maçına 7 milyon, Beşiktaş maçı etrafında 30 milyon prim yazan yönetimin kasası aslında delik deşikti. Futbolcusuna, personeline, alacaklısına borç dağ gibi birikirken; sıra o şaibeli maçların primlerine gelince para bir yerlerden hep bulundu.
Parayı bulan el ile kuponu yatıran elin aynı dönemde buluşması ise tesadüf değil: Savcılığın bahis soruşturmasında, aynı dönemin kulüp yöneticilerinden Özgür Durşen'in 50, Sezgin Özkan'ın 16 kupon ile kendi takımlarının maçlarına rakip lehine oynadığı tespit edildi.
Enkazın faturası kime kesilecek?
Bugün o borcun yükünü, bu düzeni kuranlar değil; kulübün emekçisi, taraftarı ve yeni yönetimi taşıyor. Türk futbolunun köklü çınarlarından biri, birilerinin kupon defteri ve prim çarkı uğruna enkaza çevrildi.
Bu enkazın altından kimin imzası çıkarsa çıksın, hesabı hem yargıda hem futbol kamuoyunun vicdanında sonuna kadar sorulmalıdır. Kulüpler bu milletin ortak hafızasıdır; kimsenin babasının çiftliği değildir.




