NASA, Hubble Uzay Teleskobu'nun uzayın derinliklerinden getirdiği bir kareyi sosyal medya hesaplarından paylaştı ve karedeki görüntü ilk bakışta insanı gülümsetiyor: iki parlak göz, aralarında küçük beyaz bir burun, altında da kıvrılan bir gülüş. 1990'dan beri yörüngede dönen Hubble evrenin en uzak köşelerine bakmak için yapıldı; gülümseyen bir galaksi yakalayacağı akla gelmezdi.
Hubble'ın yakaladığı gülümseyen galaksi nerede, nedir?
NASA'nın paylaştığı karenin tarifi, Hubble arşivindeki en ünlü “gülümseyen” görüntüyle örtüşüyor: Büyükayı (Ursa Major) takımyıldızı yönündeki SDSS J1038+4849. İsmine bakıp tek bir galaksi sanmayın; bu bir galaksi kümesi. NASA ve ESA'nın anlatımına göre gözleri iki çok parlak galaksi oluşturuyor. ESA bu iki galaksinin turuncu göründüğünü belirtiyor ve adlarını SDSSCGB 8842.3 ile SDSSCGB 8842.4 diye veriyor. Beyaz burun ise daha küçük ve parlak bir galaksiye ait. Yani karedeki yüz, kütleçekimiyle birbirine bağlı galaksilerin kurduğu bir kümenin yüzü; bu kümeler evrenin en kütleli yapıları arasında sayılıyor. Kümenin Dünya'ya uzaklığı için NASA ve ESA kayıtlarında bir rakam yok, biz de rakam vermiyoruz.

Uzaydaki gülümseme neden gerçek bir gülüş değil?
Çünkü gülüş dediğimiz çizgiler bir şekil değil, bir ışık oyunu: kütleçekimsel merceklenme. Galaksi kümesi gibi devasa kütleler uzay-zamanı büker; arkalarından gelen ışık bu bükülmüş bölgeden geçerken büyür, çarpılır ve yay biçimine girer. Einstein'ın genel görelilik kuramının öngördüğü bu etkiyi, camdan geçerken kırılan ışığa benzetebilirsiniz. Kaynak, mercek ve gözlemci tam ve simetrik bir hizaya girerse ışık bir halkaya bile dönüşüyor; adı Einstein halkası. Karede gülüşü çizen kavisli çizgiler işte bu eğrilmiş ışığın yayları. Ortada gülen bir şey yok, geometri var.
Hubble bu gülümseyen galaksiyi ne zaman ve nasıl çekti?
Bu tarife uyan Hubble görüntüsünü ESA/Hubble 9 Şubat 2015'te “Haftanın Resmi” olarak yayımladı; adı “gülümseyen mercek”ti. Gözlemler, güçlü mercek örneklerini tarayan bir araştırmanın parçasıydı. Hubble'ın WFPC2 kamerası 450, 606 ve 814 nanometrelik filtrelerle, WFC3 kamerası da 1,1 mikrometrelik bir filtreyle baktı; filtre, kameraya yalnızca belirli bir renk aralığındaki ışığın girmesini sağlayan camdır. Görüntülenen alan yalnızca 1,26 x 1,24 yay dakikası; Ay'ın görünen çapının yaklaşık yirmi dörtte biri kadar bir yama. Görüntünün bir sürümünü Judy Schmidt işleyip “Hubble's Hidden Treasures” yarışmasına gönderdi; kredi NASA, ESA ve Chicago Üniversitesi'nden Michael Gladders'a ait.
Hubble ve NASA bu galaksi görüntüleriyle ne yapıyor, bizi ne ilgilendirir?
Gülüş şirin, ama bilim insanı için asıl iş çizgilerin kendisi. ESA'nın anlatımıyla Hubble, merceklenme yapan galaksileri modelleyip bu etkiyi inceleyebiliyor ve bu da evrenin erken dönemlerine daha derinden bakmanın yolunu açıyor. Küme ne kadar kütleliyse ışığı o kadar büküyor; bükülmenin biçimi de kümenin ve arkasındaki uzak galaksilerin izini taşıyor. Günlük hayatınıza, faturanıza ya da maaşınıza dokunan bir haber değil bu. Ama başını kaldırıp “orada ne var?” diye soran herkesin merakına cevap veren türden bir kare: ilk bakışta bir yüz gören gözün, evrenin en büyük yapılarından birine baktığını bilmesi yeterli.






