Ankara'da Dışişleri Bakanlığı'nın basın salonunda bugün iki kürsü yan yana kuruldu: birinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, diğerinde Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orban. Fidan önce ticaret hacminden Karadeniz'deki gemi saldırılarına kadar uzun bir konuşma yaptı, sonra konuğuna dönüp "Sözü kendisine bırakıyorum" dedi. Macar bakanın kürsüye eğilip kurduğu ilk cümle, kısa sürede sosyal medyada paylaşılan görüntünün ta kendisi oldu.
Anita Orban neden Ankara'da?
Orban, Türkiye-Macaristan Ortak Planlama Grubu'nun ilk toplantısı için başkentteydi; Dışişleri Bakanlığı ziyareti bir gün önce duyurmuştu. Macaristan'da yeni hükümetin kurulmasının ardından bir mevkidaşına yaptığı ilk ziyaretin bu olduğunu söyleyen Orban, Ankara'ya ilk kez gelmediğini de hatırlattı: Temmuz ayındaki NATO Ankara Zirvesi'nde Fidan'la ilk kez o zaman tanışmışlardı.
Basın toplantısından önce iki bakan makam odasında bir araya geldi. Fidan'ın "çok verimli" dediği görüşmede ikili ilişkilerin bütün başlıkları masaya yatırıldı.
Anita Orban Türkçe ne dedi?
Orban mikrofona Macarca değil, Türkçe başladı: "Sayın Bakan, sevgili dostlar, sıcak karşılama için çok teşekkür ederim." Yan kürsüdeki Fidan'a dönüp gülümseyen Orban, Türkçeye devam etti ve görüşmeleri de yine Türkçe özetledi: "Ülkelerimiz arasındaki iş birliğini daha da güçlendirmek için bugün mükemmel bir temel oluşturan, çok yararlı ve ileriye dönük görüşmeler yaptık."
Ardından gülerek izin istedi: "Ama izninizle Macarca devam edeyim." Fidan "Lütfen" deyince iki bakan kürsüde gülmekten kendini alamadı; o birkaç saniye toplantının en çok konuşulan anı oldu. Orban konuşmasının geri kalanını Macarca sürdürdü, sözleri salona çeviriyle aktarıldı.

Macaristan Türkiye'nin AB üyeliğine destek veriyor mu?
Bir gazetecinin yeni Macar hükümetinin Avrupa Birliği çizgisini sorması üzerine Orban, önceki hükümet döneminde Brüksel'le ilişkilerin kilitlendiğini, Macar seçmenin ülkenin Avrupa'nın parçası olmasını istediğini ve yeni hükümetin görevinin Macaristan'ı AB'ye yeniden bağlamak olduğunu anlattı. Türkiye konusunda ise net konuştu: Macaristan, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde her zaman yanında durmuştu ve durmaya devam edecekti.
Orban'ın masaya koyduğu somut başlıklar gümrük birliğinin güncellenmesi ve Türk vatandaşlarına vize serbestisiydi. Macar bakan, Türklerin Avrupa'ya daha kolay gidebilmesini desteklediklerini söyledi ve cümlesini şöyle bağladı: "Macaristan, Avrupa Birliği içinde Türkiye'nin dostudur."
Fidan da aynı başlığa kendi cephesinden girdi. Türkiye'nin üyelik sürecinin AB ülkelerinin iç siyasi tartışmalarına kurban edilmemesi gerektiğini bir kez daha söyleyen Fidan, Macaristan'ın liyakate dayalı yaklaşımını ve Türkiye'ye verdiği geleneksel desteği kıymetli bulduklarını belirtti. Avrupa'nın güvenliğinin Türkiye'den bağımsız düşünülemeyeceğini de ekledi.
Türkiye ile Macaristan arasındaki ticaret ne kadar?
İki ülke arasındaki ticaret 2025'te 5 milyar doları aştı. Fidan'ın açıkladığı hedef bu rakamı 10 milyar dolara çıkarmak; ticaret bakanları da bugün kendi aralarında video konferansla görüştü. Gelecek yıl Macaristan'da yapılacak Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısının hazırlıkları da masadaydı.
Enerji tarafında Orban, Macaristan'ın doğal gazının TürkAkım hattı üzerinden geldiğini hatırlattı; Macar enerji şirketleri MOL ve MVM'nin Türk ortaklarıyla yakın çalıştığını söyledi. Fidan ise doğal gaz ve yenilenebilir enerjide yeni projeler üzerinde çalışıldığını, Türk müteahhitlik firmalarının Macaristan'daki büyük yatırımlarda yeni hükümet döneminde de rol almaya devam edeceği konusunda genel bir mutabakat oluştuğunu aktardı.
Savunma sanayii ise iki tarafın da altını çizdiği başlık oldu. Orban, Macar ordusunun Türkiye'den modern savunma sanayii ürünleri tedarik ettiğini söyledi. Fidan da ortak üretim ve teknoloji geliştirme projelerinde mesafe kat edildiğini, savunma inovasyonu için kurulan çalışma grubunun sürdüğünü ve Türkiye'nin Macaristan'daki NATO ileri kara kuvvetlerine katkısının devam edeceğini açıkladı.
Orban'ın verdiği bir rakam da dikkat çekiciydi: Geçen yıl 250 bin Macar vatandaşı tatilini Türkiye'de geçirdi. Macaristan'ın ikili havacılık anlaşmasını onayladığını, anlaşma yürürlüğe girince iki ülke arasındaki uçuşların artacağını da söyledi. Fidan ise Macaristan'ın gözlemci olarak yer aldığı Türk Devletleri Teşkilatı'ndaki varlığını önemsediklerini vurguladı.

Hakan Fidan Mekke İttifakı için ne dedi?
Basın toplantısının en sert cümleleri Mekke İttifakı sorusuna gelen cevaptaydı. Fidan, Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile birlikte 5 Ekim'de Riyad'da yapılan olağanüstü Stratejik Siyasi-Askerî Komite toplantısına katıldıklarını, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın da aynı düzeyde temsil edildiğini anlattı. Askerî karargâhın yapısı, sekreterlik ve yeni sekreterin atanması gibi kurumsallaşma kararlarının alındığını, adımların hızla hayata geçtiğini söyledi.
Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar karşısında Türkiye'nin nasıl katkı verebileceğinin, özellikle hava savunması ve elektronik harp başlıklarında askerî heyetlerce değerlendirildiğini aktaran Fidan, "ucuz siyasi retorik" dediği yorumlara da cevap verdi: "Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye başka bir ülkenin toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak." Anlaşmanın Meclis'e gönderilmesi için çalışmaların bittiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a son arzın dün yapıldığını ve metnin en kısa sürede Meclis'e sevk edileceğini de açıkladı.
Karadeniz'de ne oluyor?
Fidan, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz'e taştığını ve sivil gemilere yönelik saldırıların arttığını söyledi. Kış öncesinde iki tarafın da askerî üstünlük kurmak için saldırılarını yoğunlaştırdığını, bundan Türk bayraklı, Türk sahipli ve Türk personelli gemilerin de etkilendiğini anlattı. Tahıl taşıyan gemilerin hedef alınmasının başta Afrika olmak üzere pek çok ülkede gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirten Fidan, Karadeniz'in yeni bir cepheye dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Gazze sorusuna ne cevap verdi?
Gazze'deki soykırımın durması için bütün diplomatik araçların kullanıldığını söyleyen Fidan, insani yardımın en üst düzeye çıkması, Filistin Ulusal Komitesi'nin yönetimi devralması ve uluslararası istikrar gücünün bölgeye yerleşmesi gerektiğini sıraladı. İsrail'in barış planının uygulanmasıyla "çok fazla alakası olmadığını" söyleyen Fidan, İsrail'deki seçimlerden sonra dış politikada büyük bir değişiklik beklemediğini de ekledi.






