Tel Aviv'in bu sabah konuştuğu tek cümle şu: Lübnan ordusuna Türk silahları geliyor. İsrail'de yayımlanan Maariv gazetesi, Lübnan hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı haberinde Ankara'nın Beyrut'a gelişmiş silahlar da dahil askerî yardım vermekle ilgilendiğini duyurdu. Gazetenin altını çizdiği ifade, korkunun boyutunu tek başına anlatıyor: İsrail'in isteyeceği en son şey, kendi sınırında gelişmiş Türk silahları.
Habere göre Ankara, Lübnan ordusuna askerî yardım sağlama ve gelişmiş silah türleri tedarik etme konusundaki isteğini Beyrut'a birden fazla kez iletti. Lübnanlı yetkililerin Türk hükümetiyle siyasi görüşmeler yürüttüğü, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un ofisinin bu temasların içinde olup olmadığının netleşmediği öne sürüldü. İddia tek kaynağa dayanıyor; konuya ilişkin Türk tarafından yapılmış resmî bir açıklama yok.
Maariv'in aktardığına göre iki ülke arasındaki görüşmelerde Ankara, Beyrut'un Hizbullah'ın silahları meselesini ele alış biçimine dair çekincelerini de dile getirdi; buna karşılık silahların devlet tekelinde toplanması sürecinde rol üstlenmeye istekli olduğunu bildirdi. Habere yansıyan formül ise Türkiye'nin bölge doktrinini özetliyor:
"Suriye'nin güvenliği Lübnan'ın güvenliğidir ve Türkiye'nin güvenliği Suriye'nin güvenliğidir."
Aynı haberde Lübnanlı kaynakların, Türkiye'nin İsrail'in Güney Lübnan'dan tamamen çekilmesi gerektiği yönünde net bir tutumu olduğunu bildiği ve bunun Beyrut açısından çok önemli olduğunu söylediği aktarıldı. Gazete, Ankara'nın Suriye'de kurduğu modelin benzerini Lübnan'da da hayata geçirmek istediğini yazdı: orduyu eğit, teçhiz et, ekonomik kalkınmaya destek ver.
Türkiye Lübnan ordusuna hangi silahları verecek?
Maariv haberinde tek bir model ya da sistem adı geçmiyor. Gazete yalnızca "gelişmiş silah türleri" ve askerî teçhizat ifadesini kullanıyor. Yani ortada imzalanmış, kamuya açıklanmış bir tedarik sözleşmesi değil, Beyrut'a iletilmiş bir isteklilik var. Türkiye'nin Lübnan'a silah satışına dair açıklanmış bir anlaşma bulunmuyor.
Bu haber İsrail'i neden bu kadar rahatsız etti?
Çünkü mesele tek başına silah değil, harita. Maariv, Türkiye'nin Lübnan hamlesini Ankara'nın Lübnan ve Doğu Akdeniz'deki etkisini artırma girişimi olarak değerlendiriyor; bu hamlenin bölgedeki Amerikan rolüne doğrudan bir alternatif olmadığını da kaydediyor. Habere göre Türkiye aynı zamanda bölgesel siyasi ve güvenlik düzenlemelerinin içinde yer almayı hedefliyor — ki gazete bunun Orta Doğu'nun yeniden şekillenmesi anlamına geleceğini yazıyor. Haberde Lübnan-Türkiye yakınlaşmasının Yunanistan için de risk barındırdığı, Lübnan ile bir anlaşmanın Doğu Akdeniz'deki dengeleri değiştireceği vurgulanıyor.
İsrail basını Türk ordusunu nasıl anlatıyor?
Aynı günlerde İsrail basınında yayımlanan ikinci bir değerlendirme, panik havasını tamamlıyor. İsrailli savunma analisti Nitzan Sadan, Türk Hava Kuvvetleri'ni "dünyanın en eski, en çeşitli ve en tehlikeli hava kuvvetlerinden biri" diye tarif etti ve "onlarla çatışmak ağır bedeller doğurur" değerlendirmesinde bulundu. Sadan'ın analizinde öne çıkan rakamlar şöyle:
| Kalem | Analizde geçen rakam |
|---|---|
| F-16 sayısı | 273 |
| Modernize edilmiş Phantom | 30 |
| Envantere katılması beklenen Typhoon | 44 |
| Pilot başına yıllık uçuş | 180 saat |
| Pilot eğitim süresi | 2 yıl, NATO taktik standardı |
| Sırada bekleyenler | F-35 ve yerli KAAN |
Analizde Türk pilotlarının yıllık uçuş saatiyle Rusya, Çin ve İngiltere pilotlarını geride bıraktığı kaydedildi. Sadan, insansız hava araçları karşılaştırmasını ise futbol diliyle yaptı: "SİHA'lar futbol olsaydı Türkiye Ronaldo, biz Messi olurduk."
Hizbullah'ın silahsızlandırılması hangi aşamada?
Lübnan ordusu, silahların devlet tekeline alınmasına yönelik planın Litani Nehri'nin güneyini kapsayan ilk aşamasını tamamladığını açıklamış, sıranın kuzeye doğru genişleyen ikinci aşamaya geldiğini duyurmuştu. Süreç hâlâ tartışmalı: İsrail güneydeki bazı noktaları elinde tutmayı sürdürüyor, Hizbullah ise silah bırakma çerçevesine mesafeli. Türkiye'nin bu dosyada arabuluculuğa istekli olduğu iddiası tam da bu tıkanmanın ortasına düşüyor.
Maariv haberini bir uyarıyla bitiriyor: Lübnan, İsrail ile olmasa bile Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile aynı çizgide tutulmalı. Habere göre Türkiye'nin Lübnan'a askerî yardım dışında ekonomik kalkınma desteği de verebileceği fikri Beyrut tarafında karşılık buldu.







