Yobaz nedir? Kime denir?
Aydın kimdir? Bilimle alakası nedir?
Devrimci nasıl bir şey? Hem de ilerici mi?
İleri gitmek?... Nereye, kiminle ve nasıl?
Bu ülkede birçok kavram gibi yobaz ile aydın, ilerici ile gerici gibi bazı kavramların anlamları uzun zamandır birbirine karışmış sanki.
Aslında öteki, beriki. Beriki de öteki oluvermiş.
Gelin şu 'yobaz gericiler' meselesine yakından bakalım.
Hem de tek bir örnek üzerinden.
Her yapılana, her ileri adıma, her yeniliğe, devrimsel aksiyona karşı çıkanlara, yalnızca takoz olanlara tek bir örnekle bakalım.
BOĞAZ KÖPRÜSÜ VE "AYDIN"LAR
Birinci Boğaz Köprüsü yapılacak…
Bugün İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan, üzerinden milyonlarca insanın geçtiği o köprü…
O günlerde neler söylenmiş, bir hatırlayalım.
"Köprü İstanbul için felaket olacak" denildi.
Mimarlar ve Mühendisler odası dava açtı.
"Köprüden zenginler geçecek" dedi Bülent Ecevit
"Yıkılır" dedi, İsmet İnönü
"Politikacı palavrası" dedi Çetin Altan
"Boğazın iki yakasındaki zenginlere mal taşıyan kamyonlar geçecek" dedi İlhan Selçuk
"Köprü, her geçen gün toplum bünyesinde korkunç tahribat açacağı bilimsel olarak tespit edilmiş bulunan projedir." dedi yazar Demirtaş Ceyhun
Komedyen, (pardon) Gazeteci Nadir Nadi "Bu köprü sağcıların köprüsüdür" dedi :)
Bir başka komedyen grubu Beşiktaş TİP "İnsanca yaşamak istiyoruz, köprüye hayır diyoruz" dedi. :)
"Boğaz Köprüsünden utanç duyuyoruz" dedi Şiar Yalçın
Peki sonuç?
Köprü yapıldı ve İstanbul'un iki yakası birbirine bağlandı.
Ve bugün o köprüden geçerken kimse "Eyvah! Zenginler karşıya geçti" diye ağlamıyor.
Çünkü mesele köprü değildi.
Mesele, bu hizmeti yapanlara karşı çıkmayı bir dünya görüşü, siyaset anlayışı hâline getirmekti. Mesele, Türkiye'nin önündeki, engel olma, el freni olma görevini yerine getirmekti.
İsimlere dikkat ediniz bunlar kendilerini dönemin "aydın", "ilerici", "devrimci", "bilim yanlısı" kesimi olarak tanımlayan isimler. Anlaşılan o ki, bunlar yanar söner disko ışıkları gibi hiçbir tarafı aydınlatmadığı gibi körlük yaratan, hatta karanlık üreten fake aydınlar.
Bugünkülerden hiç farkı yok değil mi? Yobazlık tarihi tekerrür ediyor. Ha bir de hakkını verelim bugünküler geçmişteki yobazlara taş çıkartır. Hem komiklikte hem de inanmışlıkta.
Bu yobaz takımı,
Zamanın başbakanı Süleyman Demirel'i ve DPT müsteşarı Turgut Özal'ı birinci boğaz köprüsüne, bugünkü adıyla 15 Temmuz köprüsüne, yapım izni verdikleri için mühendisler odasından attılar. Çok 'bilimseller' ya.
BİLİM, BİLİMSEL, ÇAĞDAŞ DEDİĞİMİZ ŞEY NEDİR?
Varın düşünün, bir de Şehir hastaneleri ya da Sabiha Gökçen havaalanı ya da üç pistinden aynı anda üç uçak havalanan İstanbul Havalimanı ya da Yusufeli Barajı ya da Savunma Sanayii ya da şuna, buna, her şeye karşı ne dediklerini yazsak…
Evet, haklısınız sayfa da zaman da yetmez bu yobazlıkları ve söylemleri ifşa etmeye.
Daha da ilginci şu:
Bu çevreler kendilerini sürekli "bilimden yana" olarak tanımladılar.
Fakat bilime en büyük saygısızlık, bilimsel inceleme yapmadan peşin hüküm vermeleridir.
Bir proje yapılacak…
"Olmaz!"
Bir yol yapılacak…
"Doğayı mahveder!"
Bir köprü yapılacak…
"İstanbul'un sonu!"
Bir havaalanı yapılacak…
"Uçaklar inemez!"
Bir hastane yapılacak…
"Bunun da bir sakıncası vardır!"
Bir savunma sanayii projesi yapılacak…
"Buna da mutlaka bir kulp bulmalıyız!"
Sonra bütün bunların üzerine kocaman bir etiket: BİLİMSEL.
İnsan gerçekten ne diyeceğini şaşırıyor.
İstanbul Havalimanı'nın yapımına kulp bulamayıp "kuşların yolunu kapatıyor", yok olmadı "burada rüzgâr çok uçaklar inemez" diyen ahmak aydın tabii ki "yahu balıklar ürküyor füze denemesi yapmayın" diyen liderin peşinden gidecek.
Ancak savaş çıkarmış, balık yumurtalarını düşmana atarak savaşı kazanamazmışız aklına bile getirmiyor.
Ey ışıklar içerisinde uyuyasıca sahte aydın, yahu insan hiç mi kendisine şu soruyu sormaz?
"Benim aklıma gelen bu basit ayrıntıları, o projeyi hazırlayan mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, meteorologlar ve bilim insanları düşünmemiş olabilir mi?"
"DEVRİMCİ" AMA DEVRİME KARŞI!
Bu sözde 'bilime âşık' kendini aydın olduğuna inandırmış yobazlar kendilerini devrimci diye lanse etmezler mi? İnsan ne tarafıyla güleceğini bilemiyor.
Yeniliğe karşı, teknolojik gelişmelere, altyapı yatırımlarına karşı, yerin altından, üstünden, havadan, uzaydan gitmeye karşı, modern hastane, havaalanı, üniversite ve bilcümle devrime karşı ama "devrimci". Allah sizin iyiliğinizi verMEsin inşallah.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bu zihniyetteki insanlarla ileri gitmesi, devrim yapması, muasır medeniyet seviyesine ulaşması, çıtayı yükseltmesi mümkün değildir.
Nereye, kiminle ve nasıl ilerleyeceğimize karar vermek için geçmişte önümüze kattığımız insanlarla bugün önümüze düşenlerin eserlerini kıyaslayıp kimin ilerici, aydın, devrimci olduğuna karar vermemiz gerekiyor.
Mesai arkadaşlarımdan biri bugünlerde Kanal İstanbul'a takmış.:)) İleride gurur dolu cümleler kurarken bugünleri hatırlamayacak tabii.
Tıpkı bir zamanlar Boğaz Köprüsü'ne karşı çıkanların, bugün köprüyü İstanbul'un sıradan bir parçası olarak görmeleri gibi…
Tarih garip bir öğretmendir.
Bugünün "felaket" dediği şey, yarının "Nasıl olmuş da bunu daha önce yapmamışız?" dediği şeye dönüşebilir.
Bir zamanlar Boğaz Köprüsü'ne karşı çıkanların sözlerini bugün okuduğumuzda bize komik gelmesinin sebebi yalnızca yanılmış olmaları değil.
Asıl komik olan, kendilerini ilericiliğin temsilcisi olarak görürken ilerlemenin önüne set çekmiş olmalarıdır. Onlar eserlere baktıklarında yobaz sandıkları kişinin karşılarındaki değil, aynada duran kişi olduğunu görürler.
Bu yazı da bugünlerde Kanal İstanbul'a takılan mesai arkadaşımın şahsında, aynı şekilde düşünen bütün "aydınlara" küçük bir istek şarkısı olsun.
Belki bir gün dinlerler.
Belki bir gün düşünürler.
Belki bir gün…
"Yahu, biz neye karşı çıkmışız?" derler.








