Oslo'da Norveç Nobel Komitesi, 2026 Nobel Barış Ödülü'nü cuma günü Navi Pillay'a verdi. Hukukçuluğu apartheid mahkemelerinden Lahey'e uzanan 85 yaşındaki Güney Afrikalı, ödülü insan hakları savunucusu meslektaşlarıyla birlikteyken öğrendi. Ödülün ardından Washington'dan da ses çıktı ve konu yalnız bir ödül töreniyle sınırlı kalmadı.
Navi Pillay kimdir, kaç yaşında, nereli?
Navi Pillay 1941'de Güney Afrika'nın Durban kentinde, Hint kökenli bir ailede doğdu; yani 85 yaşında. Natal Üniversitesi'nde hukuk okudu, Harvard Hukuk Fakültesi'nden yüksek lisans ve doktora aldı. 1967'de Natal'da kendi bürosunu açtı ve bölgenin beyaz olmayan ilk kadın avukatı oldu. Apartheid yıllarında siyasi mahkûmları, ırkçılık karşıtı aktivistleri ve sendikacıları savundu. 1995'te Nelson Mandela onu Güney Afrika Yüksek Mahkemesi'ne yargıç olarak atadı. Aynı yıl Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargıç seçildi, dört yıl başkanlık etti; Akayesu davasında tecavüzün ve cinsel saldırının soykırım ve insanlığa karşı suç sayılabileceği yönünde emsal karar verdi. 2003'te Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) ilk 18 yargıcından biri oldu, 2008-2014 arasında BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak çalıştı. Bugün Myanmar'ın soykırımla suçlandığı davada Uluslararası Adalet Divanı'nda yargıç.

Nobel Barış Ödülü Navi Pillay'a neden verildi, Gazze ile ne ilgisi var?
Komite gerekçesinde Pillay'ın barışı, uluslararası hukuku ve küresel adalet düzenini geliştirme çabalarını ve savaş suçları ile soykırımların yargılanmasındaki kilit rolünü öne çıkardı. Gazze bağlantısı Pillay'ın yakın tarihli görevinden geliyor: BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'na Kasım 2025'e kadar başkanlık etti. Komisyon Eylül 2025'te İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği sonucuna vardı. Pillay ödülün ardından, Gazze'de yaşananları soykırım olarak tanımlayan raporda çalıştığını hatırlattı ve bu çalışmadaki cesaretinin takdir edildiğini söyledi.
Navi Pillay Trump'a ne dedi, Trump nasıl karşılık verdi?
Pillay, Trump'ın Nobel'i kendisinin hak ettiğine dair eski çıkışlarına gönderme yaptı: alkışlayanlara, biraz daha alkışlarsa ödülü Trump'la paylaşabileceğini söyledi. Trump ise ödülün kendisine gitmemesine tepki gösterdi. Aktarılanlara göre ABD Başkanı Donald Trump 8 savaşı bitirdiğini, bu yüzden her biri için ayrı bir Nobel Barış Ödülü alması gerektiğini söyledi ve Pillay'ın adını daha önce hiç duymadığını belirtti. Trump'ın Nobel merakı yeni değil: Pakistan, İsrail ve Kamboçya onu çeşitli çatışmaların çözümüne katkısı gerekçesiyle aday göstermişti.

ABD Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne neden yaptırım uyguladı?
Nobel açıklandıktan hemen sonra Washington'dan ikinci haber geldi: ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım uygulayacağını duyurdu. Kararın tam kapsamı henüz ayrıntılandırılmadı; bazı yayın organlarının haberine göre yaptırımlar mahkemenin çalışmalarını, personelini ve ailelerini etkileyecek. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, UCM'nin Amerikalıları yargılamasına izin vermeyeceklerini ve mahkeme ‘tehditlerine’ son vermezse onu adım adım yıkacaklarını söylediği aktarıldı. Bu ilk adım değil: ABD Ağustos ayında, Mahkeme Başkanı Tomoko Akane'nin de aralarında bulunduğu UCM yargıçlarına ve savcılarına yaptırım uygulamıştı. Arka planda UCM'nin Kasım 2024'te Gazze'deki iddialar nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkardığı tutuklama emri duruyor; ABD o karara şiddetle itiraz etmiş, kararı tanımadığını söylemişti. Bazı yayın organları yaptırım kararını Pillay'ın ödülüyle ilişkilendiren yorumlar yaptı; ABD'den bu yönde bir açıklama aktarılmadı.
Hangi 8 ülke yaptırım kararına tepki gösterdi?
İngiltere, Kanada, Danimarka, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Hollanda'nın dışişleri bakanları ortak yazılı açıklama yaptı. Sekiz ülke yaptırımlardan üzüntü duyduklarını ve bunlara güçlü biçimde karşı çıktıklarını bildirdi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin bağımsızlığına, tarafsızlığına ve bütünlüğüne desteklerini yineledi. UCM'nin yaptırımlara karşı yürüttüğü hazırlık çalışmalarını da takdir ettiler. Aralık 2026'daki Taraf Devletler Meclisi'ne kadar mahkemeyi birlikte desteklemeyi ve taraf olmayan devletlerle görüşmeyi sürdürmeyi taahhüt ettiler.






