Almanya'da aşırı sağcı AfD, 6 Eylül'deki Sachsen-Anhalt eyalet seçiminde yüzde 43,8 oyla birinci parti oldu; bir eyalet seçiminde bugüne kadar aldığı en yüksek oran bu ve mecliste salt çoğunluğa ramak kaldı. Almanya'da yaşayan yorumcu Tuğrul Selmanoğlu, 9 Eylül'de yayımladığı "Ayna" programında bu sonucu yıllar önce Alman devlet televizyonunda, İçişleri Bakanı'nın karşısında söylediği cümleyle açıkladı: İslam karşıtlığı Almanya'yı AfD'nin kucağına itecek.
Selmanoğlu'nun anlatımına göre o yayın 2017'de, ARD'nin tanınmış gazeteci Sandra Maischberger'in sunduğu programda yapıldı; stüdyoda Alman İçişleri Bakanı ve Uyum Bakanı da vardı. Selmanoğlu Alman siyasetine ve basınına şunu söylediğini aktarıyor: "Sizin bu İslam karşıtlığınız, Türkiye karşıtlığınız, Erdoğan karşıtlığınız devam ettikçe bu tavrınız AfD'nin işine yarayacak. Günün birinde şu acı gerçeğe uyanacaksınız: Bir bakacaksınız ki AfD'yi iktidara taşımışsınız."
"O gün bugün geldi. 'Ben demiştim' deme derdinde değilim; çünkü aklı, izanı, mantığı olan herkes o günden bu gerçeği gördü. Toplumu İslam karşıtlığı üzerinden bir araya getirmeye çalışırsanız onu en İslam karşıtı, en yabancı karşıtı partinin kucağına itersiniz."
Selmanoğlu Alman bakana ne dedi, ne zaman dedi?
Selmanoğlu programda tarihi "2017, yani dokuz yıl önce" diye veriyor; 2017'de Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maizière, Uyum'dan sorumlu Devlet Bakanı ise Aydan Özoğuz'du. Yorumcunun tezi basit: Alman basını yıllarca Müslümanları, Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan bir dil kullandı; bu dil toplumu İslam karşıtlığı etrafında birleştirdi ve o birleşmeden en çok, kimliğini tam da bu karşıtlık üzerine kuran AfD kazandı. Selmanoğlu'na göre Alman basını hatasını "iki üç yıldır" fark edip AfD'yi hedefe koydu, ama parti bunu da lehine çevirdi: "Basını solcuların elinde gösterdi; öyle de zaten."
AfD nasıl bir parti, neden "Nazi" benzetmesi yapılıyor?
Selmanoğlu AfD'yi "radikal sağ, ırkçı, içinde eski Nazi partilerinden arta kalan siyasetçilerin de bulunduğu bir toplama parti" diye tanımlıyor. Ona göre partiyi bir arada tutan tek çimento İslam karşıtlığı. Dikkat çektiği bir ayrıntı daha var: Almanya'da bir aşırı sağ partiden beklenenin aksine AfD, açıkça İsrail ve Siyonizm yanlısı bir çizgi izliyor; buna rağmen Almanya'daki Yahudi toplumu AfD'ye güvenmiyor ve "aşırı sağa karşı yangın duvarı"nın en kararlı savunucuları arasında yer alıyor. Selmanoğlu bunu "Nie wieder" (bir daha asla) sloganıyla açıklıyor: Yahudi toplumu, Nazilerin ve aşırı sağın iktidara gelmemesini kendi güvenliğinin ön şartı sayıyor.
Sachsen-Anhalt seçiminde ne oldu?
| Parti | Oy oranı | Not |
|---|---|---|
| AfD | %43,8 | Eyalet tarihinin en yüksek oyu, salt çoğunluğa yakın |
| CDU | %17,2 | Tarihi dip |
| SPD | %9,3 | Hafif artış |
| Yeşiller | %8,9 | Hafif artış |
| Sol Parti | %8,6 | Eyaletteki en kötü sonucu |
| BSW | %5,3 | Dördüncü eyalet meclisine girdi |
Katılım yüzde 77,8 ile rekor kırdı. AfD, Thüringen 2024'ten sonra ikinci kez bir eyalette birinci parti oldu. Selmanoğlu'na göre asıl soru artık AfD'nin iktidara gelip gelmeyeceği değil, "engellenip engellenemeyeceği"; ona göre Alman siyaseti ülkeyi öyle bir noktaya getirdi ki bu artık engellenemez görünüyor.
Programda başka ne konuşuldu?
Selmanoğlu aynı bölümde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "Nazi" diye hedef alan Siyonist bir hahamın sözlerine de cevap verdi: "Dünyada Nazizm'le ilişkilendirilemeyecek bir lider varsa o da Recep Tayyip Erdoğan'dır; Nazizm'in en belirgin özelliği ırkçılıktır, ben Erdoğan'da ırkçılığın zerresini görmedim." Programın son bölümünde Türkiye'nin toryum rezervleri ve küçük modüler reaktör (SMR) çalışmaları ele alındı. Yayının tamamı haberimizde.







