İstanbul--:--:--
Dolar48,7883 0,08Euro56,1083 -0,08Gram Altın6.865,89 0,94Çeyrek Altın11.116,00 -0,30
İstanbul Post
Arsaş Otomotiv · Eurorepar Car Service
DÜNYA

Suudi Arabistan Ürdün'e sınır değişikliği teklif etti

·1.169 okunma·İstanbul Post
Suudi Arabistan Ürdün'e sınır değişikliği teklif etti
Paylaş
Arsaş Otomotiv · Eurorepar Car Service

Suudi Arabistan'ın, Hürmüz Boğazı krizini aşmak amacıyla Ürdün'e sınır değişikliği teklif ettiği öne sürüldü. İddiaya göre Riyad, iki ülke arasındaki sınırın belirli bir bölümünün yeniden düzenlenmesini istiyor; amaç Suriye ile doğrudan kara sınırı elde ederek petrolü Akdeniz'e taşımak.

Suudi Arabistan-Ürdün sınır değişikliği iddiasını gösteren harita
Haritada kırmızı üçgen, Ürdün'ün doğusunda el değiştirmesi öne sürülen bölgeyi; yeşil şerit ise kuzeydoğudaki geçiş güzergâhını gösteriyor. Arapça etiketler özgün hâliyle bırakıldı, Türkçeleri İstanbul Post tarafından eklendi.

Teklif tam olarak ne?

Öne sürülen paketin içeriği şöyle:

  • İki ülke arasındaki sınırın belirli bir bölümü yeniden düzenlenecek
  • Karşılığında Suudi Arabistan, Ürdün'e mali destek verecek
  • Ayrıca Akabe Limanı genişletilecek
  • Ürdün'ün Irak'a erişimi köprü veya tünelle korunacak

Suudi Arabistan bundan ne kazanacak?

Amaç, Suudi Arabistan ile Suriye arasında doğrudan kara sınırı oluşturmak. Böylece ticaret ve yük taşımacılığı artacak, Suriye üzerinden Türkiye'ye uzanan kesintisiz bir kara güzergâhı kurulacak.

Hürmüz Boğazı'nın bu işle ilgisi ne?

Körfez petrolünün büyük bölümü Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Boğazdaki gerilim, bölge ülkelerini alternatif güzergâh aramaya itti. Suriye üzerinden Akdeniz'e açılan bir kara koridoru, Hürmüz'e olan bağımlılığı azaltacak.

Bu koridor fikri yeni mi?

Hayır, iddia yeni ama zemin hazır. Bölgede halihazırda yürüyen adımlar var:

  • Nisan ayında Türkiye, Ürdün ve Suriye "kuzey-güney" ulaşım koridoru geliştirmek için anlaştı; koridorun Suudi demiryolu ağına bağlanması planlanıyor
  • Suudi Arabistan, doğu limanlarını Ürdün sınırındaki Haditha kapısına bağlayan 1.700 kilometrelik yük koridorunu devreye aldı
  • Suriye ve Türkiye'deki Akdeniz limanları ile Ürdün'ün Kızıldeniz kenti Akabe arasında bir "kara-deniz köprüsü" üzerinde çalışılıyor
  • Suriye, kendisini Hürmüz'e alternatif bir enerji ve ticaret merkezi olarak konumlandırıyor

Petrol gerekçesi neden zayıf?

Haberin en çok atlanan tarafı burası: Suudi Arabistan'ın petrolünü taşımak için Hürmüz'e ihtiyacı yok. Ülkenin Kızıldeniz'e kıyısı var ve boğazı tamamen devre dışı bırakan hattı 44 yıldır çalışıyor.

  • Doğu-Batı Boru Hattı (Petroline), İran-Irak Savaşı'nın ortasında 1981'de inşa edildi, 1982'de devreye girdi. Kurulma amacı zaten bugünkü senaryoydu: Basra Körfezi'nin tanker trafiğine kapanması.
  • Hat 11 Mart 2026'da fiziksel tavanı olan günde 7 milyon varile ulaştı.
  • Bunun 2 milyon varili Riyad, Yanbu ve Cizan rafinerilerinde yurt içinde tüketiliyor; Kızıldeniz'deki Yanbu Limanı'ndan ham petrol ihracatı günde 5 milyon varile çıktı.
  • Krallığın savaş öncesi ihracat tabanı günde 6,7-7 milyon varildi. Yani bu hat, ihracat kapasitesinin yüzde 80-85'ini Hürmüz'e hiç uğramadan taşıyabiliyor.

Riyad'ın petrolü zaten Kızıldeniz'den çıkıyor. Ürdün çölünden bir üçgen almak, Suudi ham petrolünün ihracatına kayda değer hiçbir şey katmaz. Hürmüz gerekçesi, teklifin kamuoyuna anlatılan yüzü.

Asıl Hürmüz mahkûmu kim? Katar

Hürmüz'e gerçekten mahkûm olan ülke Suudi Arabistan değil, Katar. Katar'ın Kızıldeniz'e kıyısı yok, Petroline gibi bir kaçış hattı da yok; doğal gazının tamamı Basra Körfezi'nden, yani Hürmüz Boğazı'ndan çıkıyor. Türkiye Enerji Bakanı'nın ifadesiyle Katar "zaten Hürmüz'den geçemiyor".

Suriye üzerinden Akdeniz'e ve Türkiye'ye açılacak bir kara koridoru, Katar gazının da önünü açar. İki seçenek gündeme gelir:

  • Katar gazı Suriye üzerinden Akdeniz limanlarına taşınır
  • Ya da Suriye üzerinden Türkiye'ye ulaşıp oradan Avrupa'ya verilir

Bu güzergâh daha önce denendi mi?

Denendi — ve reddedildi. 2009'da Katar, 10 milyar dolarlık ve 1.500 kilometrelik bir doğal gaz boru hattı önerdi. Hattın güzergâhı bugün konuşulan koridorun neredeyse aynısıydı:

Katar (Kuzey Sahası) → Suudi Arabistan → Ürdün → Suriye → Türkiye → Avrupa

Projeyi dönemin Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad reddetti. Gerekçe olarak, Avrupa'nın en büyük doğal gaz tedarikçisi olan müttefiki Rusya'nın çıkarlarını koruduğu öne sürüldü. Kapı 2009'da Şam'da kapanmıştı.

Esad'ın gidişiyle birlikte o kapı yeniden gündeme geldi; proje bugün canlandırılması tartışılan hatlar arasında.

Boru hattı LNG'den neden daha avantajlı?

Katar gazını bugün sıvılaştırılmış hâlde (LNG) gemiyle taşıyor. Maliyet farkı ciddi:

  • Boru hattı geçiş ücreti: milyon BTU başına 0,5-1 dolar
  • LNG'nin ek maliyeti: sıvılaştırma, deniz taşımacılığı ve yeniden gazlaştırma toplamda milyon BTU başına 2-3 dolar ekliyor

Yani boru hattı hem daha ucuz hem de Hürmüz gibi bir darboğaza bağımlı değil.

Tablo neye benziyor?

Parçaları yan yana koyunca ortaya tek bir resim çıkıyor: Körfez gazını ve petrolünü Hürmüz'e uğratmadan Suriye üzerinden Akdeniz'e ve Türkiye'ye taşıyan bir kara hattı. Suudi Arabistan'ın kendi ham petrolü için buna ihtiyacı yok — ama bu hattın kapısını tutan ülke olmak bambaşka bir şey. Ürdün'ün doğusundaki o üçgen, işte o kapının menteşesi.

Asıl gerekçe ne? Mekke Anlaşması

Teklifin zamanlaması tesadüf değil. 7 Ağustos 2026'da Mekke'de Mekke Ortak Savunma Antlaşması imzalandı. Tarafları: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan. İmza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif katıldı.

Antlaşmanın çekirdek maddesi kolektif güvenlik: taraflardan birine yönelik saldırı, hepsine yönelik sayılıyor. Askerî koordinasyon, savunma sanayii ve güvenlik başlıklarında iş birliği öngörülüyor. Pakt aslında 17 Eylül 2025'te Riyad'daki Yemame Sarayı'nda Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanmıştı; Türkiye'nin katılımıyla Mekke'de genişletildi.

Sınır teklifi iddiası, bu imzadan yaklaşık iki hafta sonra gündeme düştü. Riyad artık Ankara'nın savunma ortağı. Ortak olduğu ülkeye karadan ulaşamamak, bu ortaklığın en zayıf halkası.

Suudi Arabistan aslında ne istiyor?

Bugün Suudi Arabistan ile Suriye'nin ortak sınırı yok; arada Ürdün duruyor. Riyad'ın Şam'a karadan ulaşması için üçüncü bir ülkeden geçmesi şart. Düzenleme gerçekleşirse:

  • Suudi Arabistan Suriye'ye doğrudan komşu olur, arada transit ülke kalmaz
  • Suriye üzerinden Türkiye'ye kesintisiz kara güzergâhı açılır — yani savunma antlaşması imzaladığı ortağına karadan bağlanır
  • Riyad, savaş sonrası Suriye'deki yeniden imar ve nüfuz yarışına kendi sınırından girer

Konuşulan şey birkaç yüz kilometrekare çöl değil; Şam'a, oradan Ankara'ya açılan bir kapı.

Kimsenin konuşmadığı taraf: Hava koridoru

Bu bölüm İstanbul Post'un kendi değerlendirmesidir.

Sınır değişikliğinin en az konuşulan ama muhtemelen en stratejik sonucu karada değil, havada. Çünkü uluslararası hukukta bir devletin hava sahası, kara sınırını birebir takip eder: her devlet kendi toprağının üzerindeki hava sahasında tam ve münhasır egemenliğe sahiptir.

Bugünkü tablo şu: Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye gidecek bir uçağın Ürdün ya da Irak hava sahasından geçmesi şart. Çünkü Riyad'ın Suriye ile ortak sınırı yok; arada mutlaka üçüncü bir ülke var.

Sınır düzenlemesi gerçekleşirse bu zincir kırılır:

  • Türkiye - Suriye - Suudi Arabistan kesintisiz bir kara zinciri hâline gelir
  • Uçuş, üçüncü ülkelerin hava sahasına hiç girmeden gerçekleşebilir
  • Ürdün'ün ya da Irak'ın izni denklemden çıkar

Bu neden bu kadar önemli?

Fark, Mekke Ortak Savunma Antlaşması ile birlikte düşünüldüğünde ortaya çıkıyor. Askerî uçaklar sivil uçaklar gibi serbestçe uçamaz; her ülkenin hava sahası için ayrı diplomatik izin gerekir. Bu izin bir krizde saatler, hatta günler alabilir — ya da hiç verilmeyebilir.

Kolektif güvenlik taahhüdü veren bir ittifakta ise mesele şudur: taraflardan birine saldırı olduğunda ne kadar hızlı asker, uçak, ikmal ve hava tankeri gönderebiliyorsun? Aradaki her ülke, o hızın önünde bir onay kapısı demek.

Kısacası bir savunma antlaşması, ancak taraflar birbirine izin almadan ulaşabiliyorsa kâğıt üstünde kalmaz. Ürdün çölünde el değiştireceği söylenen o üçgen, karada bir kapı açıyor; ama asıl açtığı şey Ankara ile Riyad arasında kimseye sorulmadan kullanılabilecek bir hava koridoru olabilir.

Resmî hiçbir açıklamada bu başlık yer almıyor. Ancak haritaya, imza tarihine ve antlaşmanın içeriğine birlikte bakıldığında, teklifin asıl ağırlığının burada olduğu değerlendirilebilir.

Ürdün'e ne veriliyor? Akabe'nin tarihi

Teklifin karşılığında masaya konan şey de rastgele seçilmiş değil: Akabe Limanı'nın genişletilmesi. Ürdün'ün Kızıldeniz'e tek çıkışı olan Akabe, ülkenin can damarı ve dar bir kıyı şeridine sıkışmış durumda.

Bu pazarlığın emsali var ve tam da aynı kalemden:

  • 10 Ağustos 1965'te imzalanan sınır anlaşmasıyla iki ülke toprak değiş tokuşu yaptı; yeni sınır 7 Kasım 1965'te yürürlüğe girdi.
  • Ürdün, iç kesimlerinden 6.000 kilometrekare çölü verdi.
  • Karşılığında Akabe'nin güneyinde 12 kilometrelik kıyı şeridi aldı — gerekçe açıkça limanın genişletilmesiydi. Ürdün ayrıca Yamanieh mercan resifine erişim kazandı, Suudi Arabistan da Akabe'yi resmen Ürdün toprağı olarak tanıdı.

Yani 61 yıl önce Ürdün çöl verip liman toprağı almıştı. Bugün masada aynı para birimi var; değişen tek şey kimin isteyen taraf olduğu. 1965'te sınırı tartışmalı gören ve düzeltilmesini isteyen Riyad'dı; bugün de kapıyı çalan yine Riyad — ama bu kez elinde Ürdün'ün yıllardır ihtiyaç duyduğu liman toprağı ve mali destek var.

Bugünkü sınırın uzunluğu 731 kilometre; Akabe Körfezi'nden başlayıp kuzeydoğuda Irak sınırının birleştiği noktaya kadar uzanıyor.

İstanbul Post olarak takipteyiz.

Son dakika haberleri anında

İstanbul Post'u X'te takip edin — @istanbulpost26

Takip Et
Reklam
Nursan Spor
Spor zemini & çelik konstrüksiyon — 2013'ten beri
Teklif Al
NOVA AI robotuYAPAY ZEKA AJANSINOVA AIweb tasarım · yazılım · otomasyonnovaajans.tr