Yunanistan, Batı Trakya'daki Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yeni isimleri atadı; Ankara bu karara tepki gösterdi. Resmî Gazete'de yayımlanan kararlarla Bilal Kara Halil Gümülcine'ye, Şükrü Şerif Damatoğlu ise İskeçe'ye müftü olarak atandı, görev süresi beş yıl. Türkiye Dışişleri Bakanlığı açıklamasında Atina'yı, Batı Trakya'daki Türk azınlığın seçtiği müftüleri tanımaya çağırdı. Yani aynı iki kentte birbirinden farklı iki müftü karşı karşıya: biri devletin atadığı, öteki azınlığın seçtiği. Tartışmanın merkezindeki Batı Trakya müftü başlığı tam da bu ikilikte.
Gümülcine müftüsü kim oldu?
Atina'nın atadığı isimler Gümülcine için Bilal Kara Halil, İskeçe için Şükrü Şerif Damatoğlu. Atama, 2022'de çıkarılan bir yasaya dayandırıldı. Türk azınlık ise bu isimleri kendi müftüsü olarak görmüyor. Azınlığın seçtiği müftüler Gümülcine'de İbrahim Şerif, İskeçe'de Mustafa Trampa; Ankara da bu iki ismi tanıyor. Yani iki kentte de Batı Trakya müftü tartışmasının iki tarafı kendi ismini savunuyor.

Dışişleri Yunanistan'a ne dedi?
Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'ın azınlığın seçtiği müftüyü tanımamakta ısrar ettiğini ve bunu yaparken azınlığın iradesini ve din özgürlüğünü yok saydığını söyledi. Türkiye'nin dayanağı 1923 tarihli Lozan Antlaşması: Ankara'ya göre antlaşma, azınlığa dinî temsilcilerini kendisinin belirleme hakkını tanıyor ve aynı hak Yunanistan'daki Ortodoks, Katolik ve Yahudi cemaatlerine de veriliyor. Açıklama, Atina'ya 'dayatmadan vazgeçme' çağrısıyla bitti.
Batı Trakya müftü sorunu nedir?
Sorun yaklaşık kırk yıllık. 1985'te önceki müftünün ölümünün ardından Yunanistan müftü seçimlerini askıya aldı, 1991'de ise atamayı kalıcı hâle getirdi. Bu yüzden azınlık için kimin müftü olduğu bir unvan sorusundan çok, kendi cemaatini kimin temsil edeceği sorusu. Azınlık seçimle gelen müftüleri tanımaya devam ediyor; devlet ise atadığı isimleri resmî müftü sayıyor. Böylece Gümülcine ve İskeçe'de iki ayrı müftü ortaya çıkmış oluyor.
Yunanistan müftü atamasını nasıl savunuyor?
Atina'nın tezi, Lozan Antlaşması'nın müftülerin seçimle belirlenmesini açıkça şart koşmadığı yönünde. Yani iki taraf aynı metne bakıp farklı sonuç çıkarıyor: Ankara 'dinî temsilciyi azınlık seçer' diyor, Atina ise 'metinde seçim yazmıyor' diye savunuyor. Batı Trakya müftü tartışmasında bu okuma farkı, ilişkinin en hassas noktası. Atina cephesinden Ankara'nın açıklamasına yönelik bir yanıt haberlere henüz yansımadı.
Türkiye'den başka kimler tepki gösterdi?
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, atanan isimleri 'sözde müftü' diye niteleyerek bunun Batı Trakya Türklerinin din özgürlüğüne ve inançlarını özgürce yaşama hakkına müdahale olduğunu söyledi. Kurtulmuş, devletin dinî temsilciyi belirlemesinin demokratik ilkelerle bağdaşmadığını belirtti. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus ise atamaların yıllardır süren hak ihlallerinin yeni bir halkası olduğunu bildirdi ve Yunanistan'ı seçilmiş müftüleri tanımaya, bu uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı. Batı Trakya müftü atamalarına Ankara'dan gelen bu tepkiler, tek bir kurumun değil siyasetin farklı kanatlarının ortak tutumu olarak öne çıkıyor.
Batı Trakya müftü kararı sizi nasıl etkiler?
Bu tartışma, Batı Trakya'daki Türk azınlığın din özgürlüğünü ve inancını kendi seçtiği temsilciyle yaşayıp yaşayamayacağı sorusunu doğrudan ilgilendiriyor. Ankara'nın itirazının özü de tam olarak bu: kimin müftü sayılacağına azınlık mı karar verecek, yoksa devlet mi. Bu kararın gündelik hayata nasıl yansıyacağına dair ayrıntılar henüz netleşmiş değil; bu nedenle Batı Trakya müftü meselesinde takip edilecek asıl başlık, atamaların uygulamada nasıl işleyeceği olacak.






