Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ebola salgını büyümeye devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, ülkede 10 binden fazla vaka bildirildiğini, hastalığa yakalananların neredeyse yarısının hayatını kaybettiğini duyurdu. Ghebreyesus'a göre bu, sevinilecek bir tablo değil: salgının kaç kişiyi vurduğu artık rakamlarla ortada.
Kongo'da Ebola salgını son dakika: kaç kişi öldü?
Resmî verilere göre Kongo'da 10.060 doğrulanmış vaka ve 4.887 ölüm var. Bu, ölüm oranının yaklaşık yüzde 49 olması demek. Yaklaşık 2.700 kişi iyileşti, 1.000'den fazla hasta ise hâlâ klinik bakım altında. Bu salgın, DSÖ'nün de ifadesiyle yalnızca sağlık sistemini değil, bölge halkının günlük hayatını da zorluyor. Her 100 doğrulanmış vakadan yaklaşık 49'unun ölümle sonuçlanması, salgının ne kadar sert seyrettiğini gösteriyor. Tedros'un 'neredeyse yarısı' ifadesi de bu tabloyu en kısa haliyle özetledi.
Demokratik Kongo Ebola salgını hangi türden ve ne zaman başladı?
Salgın, Mayıs 2026'da ortaya çıkan Bundibugyo adlı Ebola türüyle ilişkilendiriliyor. Sağlık yetkililerinin aktardığına göre bu tür için onaylı bir aşı ya da tedavi yok. Yeni aşı ve tedavi adayları geliştiriliyor; DSÖ bilimsel iş birliğinin ve toplulukların sürece katılımının ilerleme sağladığını söylüyor, uluslararası dayanışmanın da sürmesini istiyor. Hastalık ilk kez 1976'da Sudan'da ve Kongo'da aynı anda görüldü; adı Kongo'daki bir nehirden geliyor.
Ebola nasıl bulaşır, belirtileri neler?
Ebola, hasta ya da ölen bir kişinin kanı, kusmuğu, teri gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temasla bulaşır. Havada kolayca yayılan bir hastalık değil; bu yüzden hasta bakımında ve cenaze işlemlerinde koruyucu önlem çok kritik. İlk belirtiler ateş, halsizlik, kas ve baş ağrısı; ardından kusma, ishal ve bazı hastalarda kanama görülebiliyor. Bu hastalığın kısa tanımı: ağır seyreden, çoğu zaman öldürücü bir viral kanamalı ateş hastalığı.
Kongo'daki salgın eskilerle kıyaslandığında ne durumda?
2014-2016 Batı Afrika salgını yaklaşık 30 bin kişiye bulaşmış, 11 binden fazla kişinin ölümüne yol açmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'yi vuran o salgın hâlâ tarihin en büyüğü sayılıyor. Kongo'daki mevcut tablo vaka sayısında o rakamın yaklaşık üçte birine ulaştı. Üstelik ölenlerin oranı, hastalığa yakalananların neredeyse yarısı gibi son derece yüksek ve onaylı bir aşı bulunmaması durumu daha da ağırlaştırıyor.
Ebola'dan korunmak için ne yapılmalı?
Temel korunma yolu, hasta ya da şüpheli kişilerin vücut sıvılarıyla temastan kaçınmak ve bulaşı kıran hijyen önlemlerine uymak. Sağlık çalışanları için tam koruyucu ekipman, hastaların izolasyonu, temas edenlerin takibi ve ölenlerin güvenli şekilde defnedilmesi salgın kontrolünün ana adımları. Onaylı aşı olmayan bir türde bu önlemlerin önemi daha da artıyor. Salgının kaç kişiyi etkilediğine dair resmî tablo yeni açıklamalarla netleşirken, hastalığın nasıl yayıldığını bilmek yeterli: havadan değil, temasla yayılıyor.
Kongo'da salgın neden bu kadar ölümcül?
Ölüm oranının yüzde 49'a yaklaşması, hastalığın doğasından ve tedavi imkânlarının sınırlılığından geliyor. Bundibugyo için onaylı bir tedavi bulunmadığından hastalar çoğunlukla destek tedavisiyle, yani sıvı verilmesi ve belirtilerin hafifletilmesiyle izleniyor. Yeni aşı ve ilaç adaylarının geliştirilmesi bu yüzden salgın yönetiminin merkezinde. Bu salgın, dünya sağlık camiasını yeniden bir tek soruyla karşı karşıya bırakıyor: doğru müdahale ne kadar hızlı ulaşacak?






