Türkiye ile Pakistan'ın Mekke İttifakı kapsamında Suudi Arabistan'a gitmesi gündeme geldiğinden beri aynı soru dolaşıyor: Türk askeri Yemen'e mi girecek, Husilerle mi savaşacak? Cevap hayır. Türk ve Pakistan birliklerinin Suudi topraklarındaki görevi Sana'ya yürümek değil; Suudi Arabistan'ı ve Mekke ile Medine'yi korumak. Bu ittifakın asıl hesabı ise Yemen'in çok ötesinde: Siyonist yayılmacılığın, yani "Büyük İsrail" projesinin önünü kesmek.
Türkiye Suudi Arabistan'a Yemen'i işgal etmek için mi gidiyor?
Hayır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bunu bugün Ankara'da, Macaristan Dışişleri Bakanı Anita Orban'la düzenlediği basın toplantısında tek cümleyle kapattı: "Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye başka bir ülkenin toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak." Fidan'a göre Mekke İttifakı bir savunma anlaşması; ittifaka üye bir ülke saldırıya uğradığında müttefikleri onun yanında duruyor: "Bir müttefikiniz saldırıya uğrarsa onun yanında olmanız gerekiyor."
Türk ve Pakistanlı askerin Suudi Arabistan'daki işi, ülkenin ve kutsal toprakların güvenliğini sağlamak. Husi isyanını bastırmak için Sana'ya kadar uzanan bir harekât bu planın içinde yok.
Mekke İttifakı'nın asıl hedefi Husiler mi?
Değil. İran destekli Husi grupları Riyad için gerçek bir tehdit; Suudi şehirlerine yönelik füze ve İHA saldırıları ortada. Ama bölgenin bütününe bakıldığında Husiler okyanusta bir damla. Asıl tehdit İsrail. Gazze'de iki yılı aşan katliam, Suriye'ye uzanan saldırılar ve bölgenin haritasını yeniden çizmeye dönük "Büyük İsrail" hayali, Müslüman ülkelerin aynı masada güç birliği yapmasının gerçek sebebi.
Küçük bir cepheye odaklanıp Orta Doğu'yu bir bütün olarak görmemek, İslam ümmeti için felakete giden yolun ta kendisi. Mekke İttifakı bölgeyi yeniden şekillendirmek için değil, üye ülkeleri gerçek tehditlere karşı korumak için kuruldu; hedefi Siyonist yayılmacılığı durdurmak, onun vekillerini dengelemek ve zulmüne son verilmesine katkı sunmak.

Ankara ve İslamabad Suudi Arabistan'da ne istiyor?
İki başkentin ortak çıkarı, Suudi devletinin ayakta kalması. ABD'nin İran'la girdiği savaşı kaybetmiş göründüğü bir bölgede, Arap yarımadasında büyük jeopolitik kaymalar yaşanıyor. Ankara ve İslamabad bu sarsıntının Suudi Arabistan'ı yıkmasına izin vermek istemiyor; dengeyi yönetmek için sahada olmak istiyor.
Fidan'ın aktardığına göre Mekke İttifakı'nın Stratejik Siyasi-Askerî Komitesi 5 Ekim'de Riyad'da olağanüstü toplandı; Türkiye'yi Fidan, Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı temsil etti, Pakistan ve Suudi Arabistan da aynı düzeyde katıldı. Askerî karargâhın yapısı ve yeni sekreterin atanması gibi kurumsallaşma kararları alındı. Türkiye'nin özellikle hava savunması ve elektronik harpte nasıl katkı verebileceği askerî heyetlerce değerlendiriliyor; anlaşma da en kısa sürede Meclis'e gönderilecek.
Videoda ne var?
Haberdeki görüntüler Millî Savunma Bakanlığı'na ait: Türk Deniz Kuvvetleri'nin en büyük gemisi TCG Anadolu, sisli bir limanda kamuflajlı zırhlı araçları rampadan güvertesine alıyor. Görüntülere "Mənəm Türk" şarkısı eşlik ediyor.
Bu ittifak neden şimdi bu kadar önemli?
Çünkü nereye bakılsa Sünni Müslümanlar ölüyor, yurdundan ediliyor, hakları elinden alınıyor. Gazze'den Batı Şeria'ya, Suriye'den Yemen'e kadar uzanan tablo bunu her gün yeniden gösteriyor. İslam dünyasının çekirdeği şimdi güçlendirilmezse hem İsrail'in hem de İran'ın hesaplarına kurban gitme tehlikesiyle karşı karşıya. Mekke ve Medine'nin etrafında kurulan bu güvenlik çemberi, o çekirdeği ayakta tutma çabası.

— Necip Fazıl Kısakürek






